UZAY KAİNAT VE BİLİM
Merhabalar,
Blog tecrübesi benim için çok yeni bir deneyim olmasına rağmen sosyal medyada birçok
etkileşimin alınmasından dolayı heyecan ve ilham veren bir süreç olduğunu ifade edebilirim.Tabii ki sürekli yazmak ve konu sıkıntısı çekmek bloggerlığın da çok kolay kotarılacak bir şey olmadığının açıkça göstergesi diye düşünüyorum.Gündemle ilgili sorunları paylaşmak,dünyaya, evrene, kainata ilişkin görüşlerini herhangi bir aracı olmadan kendi cümlelerinle paylaşabilmek inanın çok zevkli bir uğraşmış.Bunun geç te olsa farkına vardığımı söyleyebilirim.Bunda üniversitedeki Fen Bilgisi hocamın da katkısı olduğunu es geçmemek gerekir.
Bu haftaki yazımda aynı minvalden ziyade farklı bir konudan bahsetmek ihtiyacı oluştu bende.
Uzay ve bilim.Zor bir konu ama teknolojik gelişmeler, bilimin sınır tanımayan, uçsuz bucaksız bir derya oluşu ,beni adeta bir deliğin içine sürüklenen bir obje konumuna getiriyor.Sanırım buradan da anlaşılacağı üzere bloğumun hangi konuyla ilgili olacağı belli oluyordur.Evrenin en gizemli gök cisimleri, yakınlarındaki her şeyi yutuyorlar.Dev yıldızları bile, hiçbir şey onların çekiminden kaçamıyor kapkaranlıklar çünkü ışığı bile yutuyorlar.
Evet bu hafta kara deliklerden , yani muazzam büyüklükteki çekim kuvvetine sahip olan gök cisimlerinden bahsetmek istiyorum naçizane araştırmalarım ve edindiğim bilgiler vasıtasıyla.İlkokul dönemimi saymazsak uzayla , bilimle her zaman içli dışlı olduğumu
söyleyebilirim.Ortaokuldayken çok yakın bir ateist bir arkadaşımla(şu anda uzun zamandır
görüşmediğimiz için görüşünü bilmiyorum) Tanrının varlığını ve biraz absürt olacak ama
Tanrının evreni kainatı farklı bir şekilde yaratma şansının olup olmadığını tartışırdık.Einstein,Feymann gibi fizikçilere gıptayla bakıyordum adeta.O zamanlar ayrıca Bilim ve Ütopya, Bilim ve Teknik dergilerini her hafta olmasa da çoğu zaman takipçisiydim.Lisedeyken sayısal bölümü seçmedim ablamın da etkisiyle ama, uzaya olan ilgim hep devam etti.Kara deliklerin etkileri ve keşfine de Bilim ve Teknik dergisi sayesinde vakıf oldum.
KARADELİK NEDİR?
Kara delik, her türlü maddesel oluşumun kendisinden kaçmasına izin vermeyecek şekilde
güçlü olan çok büyük kozmik cisme verilen addır aslında.Bu tür nesneler ışık yaymadığından kara olarak adlandırılırlar.Kara deliklerin üç boyutlu olmadıkları sıfır hacimli oldukları kabul edilir.Zamanın içerisinde yavaş aktığı veya akmadığı tahmin edilmektedir.
Öte yandan kara deliklerin etrafını saran hayali, olay ufku adı verilen bir
yüzey vardır. Olay ufku, kara deliğe yaklaşıp geri kaçabilen hareketlerin
mümkün olabildiği kara deliğe en yakın noktadır. Eğer bir nesne olay
ufkunu geçerse, kara delikten dışarı çıkması mümkün değildir.
Ve böylesine muazzam büyüklükteki bir gök cisminden bahsedince insanın aklına ister istemez nasıl oluştukları geliyor.
KARA DELİKLER NASIL OLUŞUYOR?
Bu yüzyılın ilk otuz yılında insanın fizik ve gerçekliğin kendisine ilişkin görüşünü köklü olarak değiştiren üç teori ortaya çıktı.Fizikçiler hala bu teorilerin sonuçlarını keşfetmeye ve onları birbirine uydurmaya çalışmaktadırlar.Bu üç teori özel görecelik teorisi(1905), genel görecelik teorisi ve kuantum mekaniği teorisidir.Bu teorilerden kuantum teorisi kara deliklerin nasıl oluştuğuna dair büyük ip uçları verir bize.
Kara delikler birkaç farklı şekilde oluşabilir. Bu yollardan birincisi yıldızların çökmesidir. Bir gök cisminin iç basıncı kendi kütle çekimini yenemediği durumda yıldız çökmeye başlar. Eğer yıldızın kütlesi belirli bir değerin üzerindeyse çökmeyi durdurabilecek, bilinen bir mekanizma yoktur. Bu durumda yıldızın çökmesi kara delik oluşumuyla sonuçlanır.Gök adaların çoğunun merkezinde bulunan devasa kütleli kara delikler muhtemelen bu şekilde oluşmuştur.
İçinde yaşadığımız çağda, kara deliklerin oluşmasına sebep olabilecek yüksek yoğunluklar sadece yıldızlarda mevcuttur. Fakat Büyük Patlama’dan kısa bir süre sonra evrenin çeşitli bölgelerindeki yüksek madde yoğunlukları da kara deliklerin oluşmasına sebep olmuş olabilir. Evrenin ilk zamanlarındaki koşulları kullanarak yapılan tahminler bu şekilde oluşabilecek kara deliklerin kütlelerinin, Planck kütlesi (yaklaşık 2x10-8 kilogram) ile Güneş'in kütlesinin (yaklaşık 2x1030 kilogram) binlerce katı arasında değişebileceğini gösteriyor.
Bunlara ek olarak kütlesi Planck kütlesinden daha küçük kara deliklerin, parçacıkların yüksek enerjili çarpışmaları sırasında oluşabileceği öne sürülmüştür. Fakat henüz geliştirilme aşamasında olan bazı kuramlara dayanarak yapılan bu çıkarımların doğruluğu üzerinde bir uzlaşma yoktur.
Karadelik Ne Kadar Büyük?
Karadelikler çeşitli boyutlarda oluşabilir. Üç tür kara delik vardır. Kara deliğin kütlesi ve büyüklüğü türünü belirler.
En küçük olanı “primodial ” karadelikler olarak bilinir. Bilim adamları bu tip kara deliklerin geniş bir dağın bir atom boyutuna küçültülmesiyle oluşabilecek bir tür olduğunu düşünmektedirler.
Orta boyutlu kara deliklerin de en yaygın olanı “Stellar” olarak bilinir. Stellar’ın kütlesi güneşin kütlesinden 20 katından daha fazladır ve çapı da sadece 15 km’dir. Samanyolu galaksisinde bu kara deliklerden onlarca bulunabilir.
En büyük kara delikler de “supermassive” olarak bilinirler. Bu kara deliklerin kütlesi 1 milyon güneşin kütlesi toplamından daha fazladır ve çapının genişliği güneş sistemimiz kadardır. Bilimsel kanıtlar her büyük galaksinin merkezinde bir supermassive karadelik olduğunu öne sürer. Saman yolunun merkezindeki karadeliğin ismi de Sagittarius A’dır. 4 milyon güneşin kütlesine sahiptir ve çapı da güneşin çapı kadardır.
Kaynakçalar:(https://muhendistan.com/karadelik-nedir/)
Stephan Hawking:Kara Delikler Kitabı
https://youtu.be/Qv8LnK8RsxQ
https://youtu.be/Qv8LnK8RsxQ
Peki Bilim Adamları Karadeliklerin Varlığını Nasıl Belirliyorlar?
Karadeliklerin yüksek çekim kuvveti nedeniyle ışığı bile yutmasından dolayı onları doğrudan göremeyiz. Ancak bilim adamları karadeliklerin güçlü çekim kuvvetinin yıldızlar üzerindeki etkisini ve çevresindeki gaz bulutlarını görebilirler. Eğer bir yıldız uzayda belli bir noktada yörünge ise, bilim adamları karadeliklerin orada olup olmadığını bulabilir.Eğer yıldız ve karadelik birbirleriyle yakın yörüngede dönüyorlarsa, yüksek enerjili bir ışık üretirler. Bilimsel cihazlar da bu ışığı görebilir.
Güneş Sistemi Gezegenleri ve Özellikleri
Karadeliklerin çekim güçleri bazen bir yıldızın dış gazlarını çekecek kadar güçlüdür ve gazları kendine çekerek çevresinde plak benzeri bir yapı oluşturur. Karadeliğe çekilen bu gaz yüksek sıcaklıkta ısınarak tüm yönlere x-ray ışığı yayar. NASA teleskopları da bu ışığı gözlemleyebilir ve astronomlarda karadeliğin türünü belirleyebilirler.
Buraya kadar kısa bir özet yapmam gerekirse, karadeliklerin tanımını, yapısını, oluşumunu,büyüklüğünü ve bunları nasıl belirlediklerini kısıtlı bilgi birikimim ve araştırmamla naçizane anlatmaya çalıştım.Asıl konuyu ise sona sakladım diyebilirim.
Buraya kadar kısa bir özet yapmam gerekirse, karadeliklerin tanımını, yapısını, oluşumunu,büyüklüğünü ve bunları nasıl belirlediklerini kısıtlı bilgi birikimim ve araştırmamla naçizane anlatmaya çalıştım.Asıl konuyu ise sona sakladım diyebilirim.
PEKİ KARADELİKLERİ GÖREBİLİRMİYİZ?
Son zamanlarda bilim adamlarının üzerinde çok durduğu bir proje olan(Event Horizon Teleskop) yani Olay Ufku Teleskobu olarak geçiyor türkçesi.Bu projenin son aşamasına gelindiği ve 10 Nisan tarihinde yapılacak bir canlı yayındaki bir sunumla karadeliğin bir fotoğrafının da olduğu bir görsel paylaşacakları yönünde alınan son bilgiler ilgili kaynaklar tarafından açıklandı.
Umarım ki, bu atılım insanlık için yeni bir çığır açma boyutunda ve eğiliminde olsun.Yani, uzaydaki ve bilimdeki teknolojik gelişmeleri kendi hırs ve istekleri bağlamında kötü niyetli olarak kullanmaya eğilimli bir yaratık olan insan ,bu hususta yeni bir çığır açarak olumlu yönde kullanmayı öğrensin.
İlerideki yazılarımda görüşmek üzere,
Sağlıcakla kalın,
Murat Bal

Yorumlar
Yorum Gönder