GERİ DÖNÜŞÜM
Merhabalar,
Bu yazımda geri dönüşümle ilgili birkaç zihin açıcı bilgi paylaşmak ve bazı tespitlerde bulunmak istiyorum.
Geri dönüşüm , internette bu kelimeyi 'Google' ile arattığınızda aslında karşınıza tanımdan ziyade bu mevzuyla ilgilenen bir sürü sivil toplum örgütü,vakıflar, devletlerin de müdahil olduğu ve çogunlukla ticari bir kaygı da güden orgutlenmeler karşınıza çıkıyor.Yani aslında bunun ticari boyutuda var.Bunu ilerleyen kısımda işlemeye çalışıcam.Kısaca bir tanım yaparsak geri dönüşüm;yeniden değerlendirilebilme olanağı olan atıkların çeşitli işlemlerden geçerek üretim sürecine yeniden dahil olmasıdır.(http://ekolojist.net/geri-donusum-nedir-nasil-yapilir/).KAYNAK.Bu sitede verilen bu
bilgi en iyi tanımını yapıyor bence.
PEKİ GERİ DÖNÜSÜM NASIL YAPILIR?
Aslında kavram olarak sık olarak karşımıza çıksa da getirileri, katma değeri ve çarpan özelliğiyle enteresan bir ekonomiye dönüştüğünü gozlemledim kısa da olsa bu yazıyı hazırlarken yaptığım araştırmayla.Geri donuşüm yapılırken 4 temel aşama karşımıza çıkıyor.
1.Kaynakta ayrı toplanması
2.Sınıflama:Kaynağında ayrı toplanan atıklar, cam, metal, plastik ve kağıt bazında sınıflandırılır.
3.Değerlendirme:Atıklar fiziksel ve kimyasal değişimler geçirerek yeni bir malzeme olarak ekonomiye geri döner.
4.Yeni ürünü ekonmiye kazandırma:geri dönüştürülen , yeni bir malzeme olarak kullanıma sunulur.(.http://ekolojist.net/geri-donusum-nedir-nasil-yapilir/) KAYNAK
ÜLKE OLARAK GERİ DÖNÜSÜMUN NERESİNDEYİZ?
Açıkçası şimdi içinizden şöyle bir soru geçiyor olabilir. 'Ya kardeşim o kadar sorun varken şimdi bunun sırası mı?' Aslında tam da sırası.Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler halehazırdaki dünya nimetlerini petrol,su ve v.b diğer kaynaklarını adeta sömürürken diğer yandan da kendilerinin bir bataklığa süruklendiklerini yani bunların da bir sonu olduğunu ve buna istinaden yenilenebilir kaynaklara yönelmeleri gerektiğini 2.Dunya Savaşının sırasında ve sonrasında farkına varmışlardır.
Türkiyede ise;sürekli değişen hükümetler, rayına oturmayan bir bürokrasi ve değişen hükümet politikalarına rağmen şu an azımsanamayacak bir rakam olan 3 milyar Euro ciroluk bir paya sahip olduğumuzu görüyoruz.Bu da yaklaşık Avrupa ülkeleri içerisinde üçte birlik bir pay oluşturuyor.Hem ekonomiye katkı sağlaması açısından, hem istihdam alanı yaratması açısından,yeni yeni iş kolları yaratması açısından, kısacası her açıdan pek çok olumlu katkısı olan bir gerçeğe Türkiyenin kayıtsız kalmamasının bizi sevindiren bir gelişme olması gerektiği kanaatindeyim.
Yenilenebilir enerji şu anda bütün dünyanın gündeminde.İşin ekonomik boyutu ise adeta bir devasa ekonomiyi karşımıza çıkarıyor.Eğitim kurumlarından tutun, büyük ölçekli otel zincirlerine,konut alanlarından, inşaat sektorlerine kadar bir çok sektorde kalem haline gelen bir toplumsal olgudan bahsediyoruz aslında işin ekonomik boyutuna bakacak olursak.Aslında biz de(Turkiyede) girişimcilikten ziyade bilinçlenme ve bunu kanıksama toplumsallaştırma problemi göze çarpıyor.Yani, yapıyoruz ama yaptıramıyoruz:)
Neyse aslında kabataslak bir tanımını yapıp genel bir çerçeve içerisinde konuyu birkaç yönden ele almaya çalıştım kabahatlarıyla.Şimdi aslında bir soruyla devam etmek daha doğru olur.
Hiç düşündünüz mü yemediğimiz çöpe giden yemek artıkları ne oluyor?Bunun cevabını vermekten ziyade sorusunu sormak daha önemli bir kavrama da karşılık geliyor kanımca.
Örnekse, yediğimiz yemeklerin artıkları, otellerde ve restoranlarda zayii olan yiyecekler mesela.Çok önemli bir konu.Tabii bu konularda devletin ve sivil toplum örgütlerinin de desteğinin olması gerekirken aynı zamanda bireysel girişimciliğin de önemini vurgulamakta fayda var.Tabii ki daha önce de belirttiğim gibi büyük otellerde, restorantlarda, okullarda ve büyük yerleşim alanlarına hizmet eden ve yemek atıklarını kompozit eden firmalar çoğunlukta ancak size başka bir yaratıcı bir yenilikten bahsetmek istiyorum.Çok değil bundan 1 sene öncesinde her yıl Amerikanın Las Vegas kentinde düzenlenen CES fuarında en iyi inovasyon(yenileşim, yenilik olarak geçiyor TDK sözlükte)ödülüne layık görülen bir makineden Zera dan bahsetmek istiyorum.Bu makinenin çalışma prensibi aslında çok basit.Atılan yiyecekleri yaklaşık 24 saat içerisinde size organik gübre olarak tekrardan servis ediyor.Müthiş değil mi!!!!Ve uzaktan da mobil cihazınızla yüklenen bir aplikasyon sayesinde takip olanağını da size veriyor.Maliyeti de nispeten biraz yüksek olmasına karşın ileride daha düşük maliyetlerle üretilebilirse bütün evlere girmesi gereken bir yenilik olduğunu düşünüyorum.Yani, genel olarak düşünmek yerine bireysel düşünürsek çözüme daha hızlı ulaşılabilir.Kendi evimizde olduğunu varsayalım.Artık yemeklerden üretilen hormonsuz ve pek çok bilimsel bilgi ve otoriteye göre normal gübreden kat ve kat daha verimli bir gübre ile ekilen bir sebze veya meyve,daha sağlıklı bir yaşamında kapılarını açmak anlamına geliyor.
Buraya kadar olan kısımda geri dönüşümün tanımını yaparak ülkemizdeki durumunu ve sektör olarak nasıl ilerleyebileceğini ve ne kadar geliştirebileceğimizi beyin fırtınası şeklinde yazıma aktarmaya çalıştım.
Peki bu proje nasıl geliştirilebilir ve biz olsak ne yaparız sorusu devreye giriyor.Açıkçası benim aklıma gelen en önemli yapılması gereken şu anda da bütün dünyada da kullanılan 3d(üç boyutlu) yazıcı teknolojisinden faydalanılarak yapılan bu makinelerin kopyalarını üretebilmek.Belki çok ütopik gelebilir ama hem üretim maliyelerini düşürür hem de bireysel anlamda toplumun birçok kesimini de ulaşmasına imkan sağlar diye düşünüyorum nacizane.Bu üç boyutlu yazıcıyı nerden biliyorum derseniz , bir arkadaşımdan Ahmet Alpat http://katihal.com/) bu sitede kendisine aittir.Bunun prototipi üretimi için yaklaşık 6-7 sene çalıştı diyebilirim.Ve sonunda zafere ulaştı.Kendi kızının ismini verdiği(Alya) üç boyutlu yazıcılar üretti.Kısacası bu üç boyutlu yazıcı sayesinde şimdi olmasa da yakın bir gelecekte bu makinenin daha ucuz maliyetlere yazıcı vasıtasıyla tasarlanabileceğine inanıyorum.İlerdeki yazılarda görüşmek üzere.
Sağlıcakla kalın...
Bu yazımda geri dönüşümle ilgili birkaç zihin açıcı bilgi paylaşmak ve bazı tespitlerde bulunmak istiyorum.
Geri dönüşüm , internette bu kelimeyi 'Google' ile arattığınızda aslında karşınıza tanımdan ziyade bu mevzuyla ilgilenen bir sürü sivil toplum örgütü,vakıflar, devletlerin de müdahil olduğu ve çogunlukla ticari bir kaygı da güden orgutlenmeler karşınıza çıkıyor.Yani aslında bunun ticari boyutuda var.Bunu ilerleyen kısımda işlemeye çalışıcam.Kısaca bir tanım yaparsak geri dönüşüm;yeniden değerlendirilebilme olanağı olan atıkların çeşitli işlemlerden geçerek üretim sürecine yeniden dahil olmasıdır.(http://ekolojist.net/geri-donusum-nedir-nasil-yapilir/).KAYNAK.Bu sitede verilen bu
bilgi en iyi tanımını yapıyor bence.
PEKİ GERİ DÖNÜSÜM NASIL YAPILIR?
Aslında kavram olarak sık olarak karşımıza çıksa da getirileri, katma değeri ve çarpan özelliğiyle enteresan bir ekonomiye dönüştüğünü gozlemledim kısa da olsa bu yazıyı hazırlarken yaptığım araştırmayla.Geri donuşüm yapılırken 4 temel aşama karşımıza çıkıyor.
1.Kaynakta ayrı toplanması
2.Sınıflama:Kaynağında ayrı toplanan atıklar, cam, metal, plastik ve kağıt bazında sınıflandırılır.
3.Değerlendirme:Atıklar fiziksel ve kimyasal değişimler geçirerek yeni bir malzeme olarak ekonomiye geri döner.
4.Yeni ürünü ekonmiye kazandırma:geri dönüştürülen , yeni bir malzeme olarak kullanıma sunulur.(.http://ekolojist.net/geri-donusum-nedir-nasil-yapilir/) KAYNAK
ÜLKE OLARAK GERİ DÖNÜSÜMUN NERESİNDEYİZ?
Açıkçası şimdi içinizden şöyle bir soru geçiyor olabilir. 'Ya kardeşim o kadar sorun varken şimdi bunun sırası mı?' Aslında tam da sırası.Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler halehazırdaki dünya nimetlerini petrol,su ve v.b diğer kaynaklarını adeta sömürürken diğer yandan da kendilerinin bir bataklığa süruklendiklerini yani bunların da bir sonu olduğunu ve buna istinaden yenilenebilir kaynaklara yönelmeleri gerektiğini 2.Dunya Savaşının sırasında ve sonrasında farkına varmışlardır.
Türkiyede ise;sürekli değişen hükümetler, rayına oturmayan bir bürokrasi ve değişen hükümet politikalarına rağmen şu an azımsanamayacak bir rakam olan 3 milyar Euro ciroluk bir paya sahip olduğumuzu görüyoruz.Bu da yaklaşık Avrupa ülkeleri içerisinde üçte birlik bir pay oluşturuyor.Hem ekonomiye katkı sağlaması açısından, hem istihdam alanı yaratması açısından,yeni yeni iş kolları yaratması açısından, kısacası her açıdan pek çok olumlu katkısı olan bir gerçeğe Türkiyenin kayıtsız kalmamasının bizi sevindiren bir gelişme olması gerektiği kanaatindeyim.
Yenilenebilir enerji şu anda bütün dünyanın gündeminde.İşin ekonomik boyutu ise adeta bir devasa ekonomiyi karşımıza çıkarıyor.Eğitim kurumlarından tutun, büyük ölçekli otel zincirlerine,konut alanlarından, inşaat sektorlerine kadar bir çok sektorde kalem haline gelen bir toplumsal olgudan bahsediyoruz aslında işin ekonomik boyutuna bakacak olursak.Aslında biz de(Turkiyede) girişimcilikten ziyade bilinçlenme ve bunu kanıksama toplumsallaştırma problemi göze çarpıyor.Yani, yapıyoruz ama yaptıramıyoruz:)
Neyse aslında kabataslak bir tanımını yapıp genel bir çerçeve içerisinde konuyu birkaç yönden ele almaya çalıştım kabahatlarıyla.Şimdi aslında bir soruyla devam etmek daha doğru olur.
Hiç düşündünüz mü yemediğimiz çöpe giden yemek artıkları ne oluyor?Bunun cevabını vermekten ziyade sorusunu sormak daha önemli bir kavrama da karşılık geliyor kanımca.
Örnekse, yediğimiz yemeklerin artıkları, otellerde ve restoranlarda zayii olan yiyecekler mesela.Çok önemli bir konu.Tabii bu konularda devletin ve sivil toplum örgütlerinin de desteğinin olması gerekirken aynı zamanda bireysel girişimciliğin de önemini vurgulamakta fayda var.Tabii ki daha önce de belirttiğim gibi büyük otellerde, restorantlarda, okullarda ve büyük yerleşim alanlarına hizmet eden ve yemek atıklarını kompozit eden firmalar çoğunlukta ancak size başka bir yaratıcı bir yenilikten bahsetmek istiyorum.Çok değil bundan 1 sene öncesinde her yıl Amerikanın Las Vegas kentinde düzenlenen CES fuarında en iyi inovasyon(yenileşim, yenilik olarak geçiyor TDK sözlükte)ödülüne layık görülen bir makineden Zera dan bahsetmek istiyorum.Bu makinenin çalışma prensibi aslında çok basit.Atılan yiyecekleri yaklaşık 24 saat içerisinde size organik gübre olarak tekrardan servis ediyor.Müthiş değil mi!!!!Ve uzaktan da mobil cihazınızla yüklenen bir aplikasyon sayesinde takip olanağını da size veriyor.Maliyeti de nispeten biraz yüksek olmasına karşın ileride daha düşük maliyetlerle üretilebilirse bütün evlere girmesi gereken bir yenilik olduğunu düşünüyorum.Yani, genel olarak düşünmek yerine bireysel düşünürsek çözüme daha hızlı ulaşılabilir.Kendi evimizde olduğunu varsayalım.Artık yemeklerden üretilen hormonsuz ve pek çok bilimsel bilgi ve otoriteye göre normal gübreden kat ve kat daha verimli bir gübre ile ekilen bir sebze veya meyve,daha sağlıklı bir yaşamında kapılarını açmak anlamına geliyor.
Buraya kadar olan kısımda geri dönüşümün tanımını yaparak ülkemizdeki durumunu ve sektör olarak nasıl ilerleyebileceğini ve ne kadar geliştirebileceğimizi beyin fırtınası şeklinde yazıma aktarmaya çalıştım.
Peki bu proje nasıl geliştirilebilir ve biz olsak ne yaparız sorusu devreye giriyor.Açıkçası benim aklıma gelen en önemli yapılması gereken şu anda da bütün dünyada da kullanılan 3d(üç boyutlu) yazıcı teknolojisinden faydalanılarak yapılan bu makinelerin kopyalarını üretebilmek.Belki çok ütopik gelebilir ama hem üretim maliyelerini düşürür hem de bireysel anlamda toplumun birçok kesimini de ulaşmasına imkan sağlar diye düşünüyorum nacizane.Bu üç boyutlu yazıcıyı nerden biliyorum derseniz , bir arkadaşımdan Ahmet Alpat http://katihal.com/) bu sitede kendisine aittir.Bunun prototipi üretimi için yaklaşık 6-7 sene çalıştı diyebilirim.Ve sonunda zafere ulaştı.Kendi kızının ismini verdiği(Alya) üç boyutlu yazıcılar üretti.Kısacası bu üç boyutlu yazıcı sayesinde şimdi olmasa da yakın bir gelecekte bu makinenin daha ucuz maliyetlere yazıcı vasıtasıyla tasarlanabileceğine inanıyorum.İlerdeki yazılarda görüşmek üzere.
Sağlıcakla kalın...

Yorumlar
Yorum Gönder